Deneme

Kırk Kandil -14-

Hz. Peygamber’in İstişare Ettiği Eşi: Ümmü Seleme Uhut savaşında aldığı yaranın iyileşmemesi sonucu şehit olan Ebu Seleme’den sonra çok üzülen eşi Ümmü Seleme yine sabretmeye devam etti. Rıza SAVAŞ Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi Kureyş kabilesinin Mahzum oğulları koluna mensup olan Ümmü Seleme’nin adının Hind olduğu kaydedilmiştir. Büyük oğlu Seleme […]

Hz. Peygamber’in İstişare Ettiği Eşi: Ümmü Seleme

Uhut savaşında aldığı yaranın iyileşmemesi sonucu şehit olan Ebu Seleme’den sonra çok üzülen eşi Ümmü Seleme yine sabretmeye devam etti.

Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi

Kureyş kabilesinin Mahzum oğulları koluna mensup olan Ümmü Seleme’nin adının Hind olduğu kaydedilmiştir. Büyük oğlu Seleme sebebiyle bu künye adının önüne geçmiştir.  Mahzum oğullarından Ebu Seleme ile evli olan Ümmü Seleme kocasıyla beraber ilk Müslüman olanlar arasına katıldılar. On bir ve on ikinci sırada İslam’ı kabul eden ve Kur’an’ın “ilk öncüler” dediği Müslümanlar grubuna katılan bu aile, Hz. Peygamber’in en büyük düşmanlarından olan Ebu Cehil’in oymağı Mahzum oğullarına mensup idi. Hz. Peygamber’in amcası Ebu Leheb’in cariyesi hem Ebu Seleme’yi hem de Hz. Peygamber’i emzirdiği için bunlar süt kardeşi idi ve Berra bint Abdilmuttalib’in oğluydu. Yani Ebu Seleme Hz. Peygamber’in hem halasının oğluydu hem de süt kardeşiydi. Bu ailenin İslam’a girmesinde Hz. Peygamber’in halası Berra’nın etkisi olduğu akla gelmektedir.

Mekke’de dinini yaşayamayan bu aile, Habeşistan’a hicret etti. Bir rivayete göre Ümmü Seleme, çocuklarını (Seleme, Ömer, Dürre ve Zeyneb) burada dünyaya getirdi. Sonra Mekke’ye dönen aile, hicret zamanı Medine’ye hicret kararı verdi. Kaynakların belirttiğine göre bu kararı duyan Ümmü Seleme’nin akrabaları, onun Medine’ye hicret etmesine müsaade etmediler. Diğer taraftan kocasının akrabaları, oğlu Seleme’yi elinden aldılar. Ailenin erkeği tek başına Medine’ye hicret etmeye mecbur oldu. Medine’ye gitmesi engellenen, oğlundan ve kocasından ayrılan Ümmü Seleme’nin Mekke’de hemen hemen her gün ağladığı ve bu durumun bir yıl kadar sürdüğü rivayet edilmektedir. Nihayet kararlı tutumu ile Ümmü Seleme çocuğunu alarak Medine’ye hicret etti.[1]

Ümmü Seleme’nin, Hz. Peygamber’e “kadınların hicreti konusunda bir ayet duymadım” dediği ve bunun üzerine “Rableri onlara karşılık verdi: “Ben, sizden kadın erkek, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz. Göç̧ edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkence edilenler, vuruşanlar ve öldürülenler, …. Allah katından bir karşılık olarak elbette onların kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Karşılıkların en güzeli Allah katındadır”[2] ayetinin nazil olduğu nakledilmektedir.[3]  

Uhut savaşında aldığı yaranın iyileşmemesi sonucu şehit olan Ebu Seleme’den sonra çok üzülen eşi Ümmü Seleme yine sabretmeye devam etti.

Ümmü Seleme çok güzel bir hanımdı, kocasının ölümünden sonra kendisine önce Hz. Ebubekir, ardından Hz. Ömer evlenme teklif etti, fakat bu teklifleri kabul etmeyen Ümmü Seleme Hz. Peygamber’den gelen evlenme teklifine hayır diyemedi.

Ümmü Seleme, Mahzum oğullarına mensup bir hanım olduğu için bu kabileden inanmayanların Müslümanlara yakınlaşması, hicrî dördüncü yılda yapılan bu evlilikle sağlanmıştır denebilir. Bu kabileden olan meşhur komutan Halit b. Velîd’in, İslam’a bu evlilikten sonra girmesi de bu fikri desteklemektedir. Ayrıca kültürlü bir kadın olan Ümmü Seleme’nin, ilme büyük hizmetleri olduğu, aktardığı hadisler, yaptığı açıklamalar ve yetiştirdiği talebelerden anlaşılmaktadır. Bunda onun Hz. Peygamber ile evliliğinin çok önemli katkıları olduğu açıktır.

Hz. Peygamber devri, kadınların siyasi konularda da görüş beyan ettikleri ve yönetime yardımcı oldukları anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber, Ümmü Seleme’nin fikrine değer verirdi. Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra Hz. Peygamber, bu sefere katılan Müslümanlara antlaşma gereği o sene umre yapmayıp bir sonraki yıl umre yapacaklarını, ihramdan çıkmak için kalkıp kurban kesmelerini ve tıraş olmalarını söyler. Fakat o, bu emri üç defa tekrarlamasına rağmen hiç kimse bu emre uymaz. Hz. Peygamber olanları eşi Ümmü Seleme’ye anlatır. Ümmü Seleme, Hz. Peygamber’e, çıkıp hiç kimse ile konuşmadan kurban kesmesini ve traş olmasını söyleyince Hz. Peygamber, onun görüşüne göre hareket eder. Ashap da Ümmü Seleme’nin tahmin ettiği gibi Hz. Peygamber’den sonra kurbanlarını keser ve tıraş olurlar.[4] 

Hz. Peygamber’den sonra bilhassa kadın hakları konusunda Hz. Aişe ve Ümmü Seleme titiz davranmışlar. Hem erkeklere hem de kadınlara İslam’ın doğru aktarılmasında son derece önemli hizmetler yapmışlardır.

Sahâbî kadınların yetiştirdikleri kadın öğrencilerin İslam’a çok hizmetleri olmuştur. Mesela Ümmü Seleme’nin azatlı cariyesi Hayre, meşhur alim Hasan el-Basri’nin annesidir. İbn Sa’d’ın kaydına göre bu kadın Ümmü Seleme’den hadis rivayet etmesinin yanında kadınlara “kıssa” da anlatıyordu.[5] 

Ümmü Seleme’nin seksen dört yaşında öldüğü kabul edilmektedir. Onun ölüm tarihiyle ilgi farklı tarihler (hicri 59, 60, 61, 62) kaynaklarımızda yer almaktadır. 

Allah rahmet eylesin.


[1] İbn Hişam, es-Sire, II, 112, 113; Muhibbüddin et-Taberî, es-Sımtu’s-semîn fî menâkıbi ümmehâti’l-mü’minîn, Kahire 1983, s. 71, 72; İbn Kayyım, Zâdü’l-me‘âd, III, 49, 50; İbn Seyyidi’n-nâs, Uyûn, I, 1273.

[2] Ali İmran 3/195.

[3] et-Taberî, Tefsîr, IV, 215.

[4] el-Buhârî, Sahîh, III, 182 (Şurût, 15); et-Taberî, Tefsîr, XXVI, 100.

[5] İbn Sa‘d, et-Tabakât, VIII, 476; İbn Kuteybe, el-Maarif, s. 194-195.

Bu Eseri Paylaş
Editörün Seçtikleri